“Merhametli olanlar ne mutlu, çünkü onlar merhamet bulacaklar” (Matta, bölüm 5, ayet 7*)
Merhamet, Tanrı’nın bizden başkalarına göstermemizi beklediği bir şeydir. O, her gün bize merhamet göstermektedir. Hayatta olmamız yalnızca Onun merhameti sayesindedir. "Merhamet" ne anlama gelir? Bir suçlu "af" edildiğinde, işlediği suçun hak ettiği cezayı almaz. Ona değişme şansı verilir. Biz de Tanrı tarafından affedildik ve günahlarımızın hak ettiği cezayı almadık.
1. Samuel Kitabı'nda, Saul'un kıskançlık dolu olması ve tahtı için tehdit görmesi nedeniyle Davud'u nasıl kovaladığını görüyoruz. Buna rağmen Davud, onu kral olarak saygıyla karşılamaya devam ediyor. Avüşay ile birlikte Saul'un kampına yaklaştıklarında, Saul'u uyur halde, mızrağı başucunun yanına saplanmış olarak görürler. Avüşay, durumu şöyle değerlendirir: “Tanrı bugün düşmanını eline teslim etti. Şimdi bırak beni, onu bir mızrak darbesiyle yere saplayayım. İkinci bir darbeye gerek yok” (1. Samuel, bölüm 26, ayet 8*). Ancak Davud farklı düşünür. O kral olarak Tanrı tarafından meshedilmiş olana el kaldırmayı reddeder, çünkü Saul’un fırsat bulsa kendisini öldürmekten çekinmeyeceğini bilse de. Bu, Davud’un hayatını bağışladığı ikinci fırsattır. Tanrı’nın kral atama ve görevden alma yetkisine sahip olduğunu kabul eder ve her şeyi Onun ellerine bırakır.
Bize zarar vermiş ya da kötülük yapmış birine karşılık verme fırsatımız olduğunda nasıl davranırız?
Pavlus, bunu Romalılar, bölüm 12, ayet 19 – 21*'de en iyi şekilde dile getiriyor: “Sevgililer, kendiniz için intikam almayın, Tanrı’nın gazabına yer verin. Çünkü yazılmıştır: 'İntikam benim, ben ödeşeceğim' diyor Rab. Bu nedenle, düşmanın acıkmışsa onu doyur, susamışsa ona içecek ver. Bunu yaparak onun başına köz yığını yığmış olacaksın. Kötülüğün seni yenmesine izin verme, ama kötülüğü iyilikle yen.”
*Kutsal Kitap’tan alıntılar Bulgaria İncil Birliği'nin 2013 © orijinal dillere dayalı yeni çevirisinden alınmıştır