„Büyük bir evde yalnızca altın ve gümüş kaplar değil, aynı zamanda tahta ve toprak kaplar da vardır. Bazıları onurlu kullanım için, bazıları ise sıradan kullanım içindir.“ (Timoteos’a İkinci Mektup, bölüm 2, ayet 20*)
„Kim hikmetli ise, bütün bunları anlayacaktır! Kim akıllı ise, bunu kavrayacaktır; çünkü Rab’bin yolları doğrulardır ve doğrular bu yollarda yürür, fakat günahkârlar bu yollarda tökezler.“ (Hoşea, bölüm 14, ayet 10*)
Belki de hepimiz, yeni tanıştığımız insanlara karşı aynı şekilde yaklaşıyoruz. İlk başlarda, daha insanı tanımadan, karşımızdaki kişinin „güvenli“ olup olmadığını anlamadan, belli bir mesafeyi koruyoruz. „Güvenli“ ne demek? Karşımızdaki kişiye güvenilebilir mi, samimi mi, adaletli mi, iyi niyetli, sorumlu ve sadık mı, temiz yürekli mi?
Kişi hakkındaki gözlemlerimizi artırdıktan sonra, onu daha yakın çevremize alıp almayacağımızı ya da güvenli bir mesafede mi tutacağımızı değerlendiriyoruz.
Tüm ilişkilerimizin geçtiği ilk „elek“ güvenlik eleğidir. Bu yüzden insanlara etiketler koymuşuzdur—kim yakında durmalı, kim uzakta durmalı bilelim diye.
„O kişi o durumda yalan söyledi, demek ki yalancı.“
„O, arkadaşını diğer insanların önünde eleştirdi, demek ki dedikoducu.“
„Bir keresinde ihtiyaç anında beni hayal kırıklığına uğrattı, demek ki hain.“
Diğerleri hakkında davranışlarına dayanarak sonuçlar çıkarırız ve bunda yanlış bir şey yoktur, çünkü İsa bizzat şöyle der: „Onları meyvelerinden tanıyacaksınız. Dikenlerden üzüm ya da devedikenlerinden incir toplanır mı? İyi ağaç iyi meyve, kötü ağaçsa kötü meyve verir.“ (Matta İncili, bölüm 7, ayet 16-17*)
Öte yandan, gözlemlerimize dayanarak insanlara koyduğumuz etiketler, onların Tanrı'nın planındaki yerini görmemizi engelleyebilir ve bu da büyük resmi görmeyi kaçırıp izole olmamıza neden olabilir.
İşte bu şekilde, Kral Nebukadnezar, İmparator Darius, Jül Sezar, hatta Lenin ve Hitler gibi bireyler bile Tanrı'nın planında anahtar roller oynamıştır. Bugün bazılarına hayranlıkla, bazılarına ise keşke hiç dünyaya gelmemiş olsalardı diye düşünerek bakıyoruz, ancak Tanrı'nın büyük planında her kişiyi, her „kap“ tam yerinde, belirli bir zamanda ve belirli bir amaç için yerleştirdiğini görebiliyoruz.
Babil Kralı Nebukadnezar, putperest olmasına rağmen Tanrı tarafından Yeremya peygamberin kitabında „Kulüm“ olarak adlandırılır: „Şimdi tüm bu ülkeleri Babil Kralı Nebukadnezar’a, Kulüme verdim. Tüm uluslar ona, oğluna ve torununa hizmet edecek, kendi ülkeleri yenilene kadar.“ (Yeremya Kitabı, bölüm 27, ayet 6-7*, daha koyu yazı bizimdir)
Pers Kralı Kiros’a ise Tanrı, İsaiah peygamber aracılığıyla şöyle der: „O Benim Çobanım’dır! O, istediğim her şeyi yerine getirecek, Yeruşalim’e, ‘Yeniden inşa edileceksin!’ ve tapınağa, ‘Yeniden kurulacaksın!’ diye haber verecek.“ (İsaiah Kitabı, bölüm 44, ayet 28*)
Tanrı neden putperest krallara böyle muamele eder? Halkını köleleştiren bu krallara neden Kendi hizmetkârları ve kapları gözüyle bakar? Cevabı yine İsaiah’ta, Kral Kiros için peygamberlik yapıldığında buluyoruz: „Seni isminle çağırdım, onurlu bir isim verdim, Benim kim olduğumu bilmesen bile, Kulüm Yakup ve Seçkinim İsrail için.“ (İsaiah Kitabı, bölüm 45, ayet 4*)
İsrail halkı, Nebukadnezar veya Kiros'u Tanrı'nın hizmetkârları olarak gördü mü? Sen, zarar veren insanlarda Tanrı'nın kaplarını görüyor musun? Hayatındaki büyük resimde, Tanrı'nın hiç karşılaşmak istemediğin veya tanımaktan hoşlanmadığın kişileri bile senin yararın için kullanmasının mümkün olduğunu düşünebilir misin? Evet, onlar da Onun elindeki „kaplar“dır.
Haftanın Meydan Okuması: Şu an en çok sevdiğin bir kahve fincanın var mı? Peki, kullanmaktan kaçındığın, çünkü kullanışsız ya da eski veya sadece hoşlanmadığın bir fincanın var mı, ama yine de henüz atmadın? Bu hafta kahveni o eski sevmediğin fincanda içebilir misin? Her sabah bugünkü okuyucunun mesajını hatırlatmak için bunu yap. Tanrı, hayatında her şeyi senin iyiliğin için kullanabilir, hepimiz Onun elindeki kaplarız.
* Kutsal Kitap alıntıları Bulgaristan Kutsal Kitap Derneği 2013’ten çeviri © orijinal metinler ile uyumlu olarak hazırlanmıştır.
Fotoğraf: Annie Spratt/Unsplash.com